UÇUCU YAĞ VE DİĞER BİTKİ KİMYASALLARININ KULLANIM ALANLARI

 

UÇUCU YAĞ VE DİĞER BİTKİ KİMYASALLARININ KULLANIM ALANLARI

A –       Gıdalarda Koruyucu Madde Olarak Kullanılmaları

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde gıda kaynaklı hastalıklar halen önemli bir problemdir. Hastalık olaylarının 81 milyonda 6 milyonu gıda kaynaklı olup, sadece Amerika’da yılda 9000’den fazla sayıda insan gıda kaynaklı patojenlerden ölmektedir. Salmonella spp., Listeria monocytogenes ve Campylobacter jejuni zehirlenme olaylarından sorumlu önemli patojenlerdir. Gerçekte, gıda zehirlenmesi koruyucu yöntemler kullanılmasına rağmen halen hem tüketicileri ve hem de gıda endüstrisini tehdit etmektedir. Buna rağmen tüketicilerin, koruyucu içeren gıdaların güvenliği konusunda endişeleri vardır.

Bu nedenle, gıda kaynaklı hastalık olaylarının azaltılması için daha yeni ve daha etkili tekniklere artan bir şekilde ilgi vardır. Bitkiler gibi doğal kaynaklardan elde edilen antimikrobiyal maddelerin gıda güvenliğini yüksek oranlarda korumayı başardığı araştırılarak bulunmuştur.

 

B –       Tıbbi Amaçlı Olarak Kullanılmaları

Yüzyıllardan beri yerli bitkiler çeşitli hastalıkların, enteritlerin tedavisinde tıbbi amaçlı olarak kullanılmıştır. Uçucu yağlar, bileşenleri farklı olan kompleks karışımlar olduklarından, biyolojik etkileri yönünden de farklılık gösterirler. Etken maddelere göre etkileri değişmekle birlikte pek çok uçucu yağ; antimikrobiyal, karminatif, koloretik, sedatif, diüretik, antispazmodik gibi etkilere sahiptir. Yeşil çay ekstraktının %60’dan fazla, biber, havuç ve ıspanak ekstraktlarının ise %40-60 oranında antimutajenik etkiye sahip oldukları belirtilmiştir. Bununla beraber uçucu yağların bazı yan etkileri de bulunmaktadır. Sarmısak, tarçın, köri, hardal, fesleğen, zencefil ve diğer bazı bitkiler antimikrobiyal özellikler gösterdikleri belirtilmektedir. Ayrıca aromatik bitkilerin uçucu yağı, ki bunların çoğu Labiatae familyasına ait olup, antimikrobiyal aktiviteye sahip oldukları gösterilmiştir. Örneğin, Fesleğen, defne, karanfil, kekik ve biberiyenin uçucu yağının L. monocytogenes ve diğer patojenlere karşı bakterisidal aktivite gösterdiği bulunmuştur. İnsanlar bu tür bitkileri doğadan toplayarak veya satın alarak, değişik amaç ve şekillerde kullanmaktadırlar. Çin chives ve cassia’nın et, süt ve meyve sularının depolanması sırasında Escherichia coli ve diğer bakterilerin sayısını indirdiği bulunmuştur. Akgül ve nane, kimyon, rezene ve defne uçucu yağlarının Escherichia coli, Staphylococcus aureus, Pseudomonas aeruginosa Proteus vulgaris, Bacillus subtilis’i engellediğini belirtmişlerdir. Yarnell ve Abascal, sıtma hastalığında kullanılan ilaçlara karşı gelişen dirençliliği yok etmede ve ayrıca sıtma hastalığının tedavisinde Cinchona spp, Artemisia annua, Artemisia absinthium, Artemisia vulgaris,gibi bitkilerin kullanılması önermişlerdir. Helicobacter pylori, gastrik mukozada kolonize olan Gram negatif, sarmal şekilli, mikroaerofilik bir bakteridir. İnsanlarda gastroduodenal hastalıklarından sorumlu en önemli patojenlerinden birisidir. Gastroduodenal hastalıkları geliştiren H. pylori’nin yok edilmesinde antibiyotiklerin kullanılması, bu antibiyotiklere karşı hızlı bir şekilde dirençlilik kazanmalarına yol açmıştır. Bundan dolayı in vitro ve in vivo denenen bazı uçucu yağların etkisi araştırıldığında; in vitro olarak yağların %1’lik konsantrasyonda kullanıldığında H. pylori’nin çoğalmasını tamamen inhibe ettiği bulunmuştur. Farelerde yapılan in vivo çalışmalarda ise, lemongrass’la muamele edilen farelerin midesindeki H. pylori’nin yoğunluğu, muamele edilmeyenlere oranla önemli derecede düşüş olmuştur. Bu çalışma ile H. pylori’ye karşı dirençlilik gelişimini önlemede uçucu yağların kullanılabileceğini, yeni ve güvenli bir anti-H. pylori ajan olabileceği ileri sürülmüştür. Leal-Cardoso ve Fonteles  bitkilerin uçucu yağlarının antimikrobiyal etkileri üzerinde geniş bir araştırma yapmışlardır. Çalışmada uçucu yağların farmakolojik ve terapötik etkilerini incelemiş, özellikle kas kontraksiyonunda uçucu yağların etkilerinin olduğunu belirtmişlerdir.

 

C –       Anti-Helmintik Olarak Kullanılmaları

Parazitlerin hayvana vereceği zararlar genellikle hayvanın besleme seviyesine bağlıdır. Yaşama payı seviyesinde beslenen hayvanlar enfeksiyonlara daha hassastırlar. Yaşama payı seviyesi üzerinde beslenen hayvanlarda ise, parazitlere karşı daha dayanıklı ve parazitlerin açacağı zararları daha kolay bir şekilde önleyebilmektedirler. Sindirim sisteminde bulunan parazitlerin kontrol edilmesi için genellikle antihelmintik ilaçlar kullanılmaktadır. Bu ilaç artıklarının hayvansal ürünlerde görülmesi, tüketicileri düşündürmektedir. Bu yüzden, parazitlerin sayılarını ve etkilerini azaltan bitki türlerinin rasyona katılması, bu ilaçların kullanımını azaltmaktadır. Örneğin; Lantana camara  sindirim sistemindeki parazit ile nematotlarının kontrolünde önemli bir bitki olduğu bilinmektedir . Eucalyptus türleri keçilerde antihelmintik etkiye sahip, Culicoides impunctatus, Anopheles gambiae ve Anopheles funestus karşı insectisid olduğu bildirilmektedir. Ayrıca Artemisia türlerininde insanlar tarafından antihelmintik olarak kullanıldığı bildirilmektedir.

 

D –       Anti-Fungal Olarak Kullanılmaları

Diğer taraftan toprağa, suya, havaya ve canlılara olumsuz etkisi olmayan zararsız doğal bitki ekstraktlarından elde edilen maddeleri kullanarak patojen fungusa karşı etkili olan bitki türleri ve bu türlerin içerdikleri etken maddeler tespit edilmesi, dünyada tüm ülkelerin yoğun bir şekilde üzerinde çalıştığı biyolojik mücadele yöntemlerinden birisidir. Maya benzeri mantarlara karşı yapılan çalışmalarda, Cyclamen  türlerinden elde edilen saponozoitlerin etkili olduğu , Scabiosa rotata köklerinden elde edilen ham saponozoit fraksiyonlarının antifungal etkinliklerinin olduğu rapor edilmiştir . Fraksiyonlara yönelik bioassay kullanılarak kurutulmuş ve toz haline getirilmiş Viscum album ‘un gövde ve yapraklarınında önemli antifungal aktivitelerinin olduğu, Berberis crategina DC bitkisinden elde edilen berberin alkoloidi ve ekstrelerinin güçlü antifungal aktiviteye sahip olduğu tespit edilmiştir. Akasya kabuğu, palamut ekstraktı, mazı tozu, Salvia aucheri, Phlomis bourgei, Smyrnium olusatrum, Astragalus schizopterus, Salvia viridis, Parmelia furfurace, Myritus communis, Eugenia caryophyllata, Pinus brutia, Juniperus oxycedrus, Abies cilicica, Cedrus libani ve Pinus nigra’nın yaprak, reçine, gövde kabuğu ve kozalaklarının, antimikrobiyal aktivitelerinin olduğu, ayrıca bu çalışmalarda mazı tozu, akasya kabuğu, Pistacia terebinthus, Quercus infectoria’ nın galleri ve yapraklarının ekstraktı antifungal aktivite gösterdiği tarafından rapor edilmiştir. Patojen bir fungus olan Phytophthora capsici L., biber  yetiştirilen dünyanın bir çok ülkesinde ve Türkiye’de önemli ürün kaybına yol açmaktadır . Phytophtora capsici üzerinde yapılan çalışmalar, dünya literatürleri incelendiğinde, Yegen , Thymbra spicata, Satureja thymbra’nın uçucu yağlarının, Carbendazim ve Pentachlornitrobenzene gibi fungisidlerden daha etkili olduğunu rapor etmişlerdir. Mullerriebau tarafından, Thymbra spicata, Satureja thymbra’nın uçucu yağlarından başka Salvia fruticosa, Laurus nobilis, Mentha pulegium, Inula viscosa, Pimpinella anisum, Eucalyptus camaldulensis, Origanum minitiflorum’un Phytophthora capsici’ye karşı fungal toksisite gösterdiği ve bu toksisitenin uçucu yağlardaki farklı fenolik fraksiyonlarından kaynaklandığı bildirilmiştir.

 

E –       Bitki Zararlılarına Ve Yabancı Otlara Karşı Kullanılmaları

Kültür bitkilerinin hastalık ve zararlılardan korunması, böylece kaliteli ve artan dünya nüfusunun beslenme ihtiyacını karşılayacak düzeyde ürün elde edilmesi amacıyla hastalık etmeni olan çeşitli zararlılar ve yabancı otlara karşı çeşitli mücadele yöntemleri geliştirilmiştir. Bunların başında kimyasal savaş gelmekte, bunu kültürel ve biyolojik savaş yöntemleri izlemektedir. Tarım alanlarında yoğun olarak kullanılan pestisit, gübre ve bitki büyüme düzenleyicilerinin tarımsal ürünler üzerinde bıraktıkları kalıntılardan, toprağa, suya, havaya ve diğer canlılara olumsuz etkilerinden mümkün olduğunca uzak kalmak amaçlanmaktadır. Bunun yanında, bitkinin ve toprağın verimliliğini ve direncini arttırıcı ve diğer canlılar için zararsız doğal bitki ekstraktlarından elde edilen maddeleri kullanmak biyolojik savaş yöntemlerinin amaçlarından birisidir.

 

Bu yazının kalıcı bağlantısı https://www.biyolojidersim.com/ucucu-yag-ve-diger-bitki-kimyasallarinin-kullanim-alanlari/

Görüş ve eleştirilerinize en kısa zamanda cevap verilecektir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.