Küresel Isınma Ve İklim Değişimi

Beğeni ve paylaşım yapabilirsiniz.
  • 2
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    2
    Shares

 

Küresel Isınma Ve İklim Değişimi

“Küresel ısınma” denince, bütün dünyada sıcaklığın sistematik bir şekilde artması süreci anlaşılmaktadır. Bu yolla bir iklim değişikliği meydana gelmektedir. Çünkü sıcaklık artınca buharlaşma artar, yağışlar ve hava hareketleri değişir. Küresel iklim değişikliğini; belirli olmayan zamanlarda meydana gelen hava halleri değişikliği ile karıştırmamak gerekir.

Örneğin belirsiz zamanlarda veya herhangi bir mevsimde meydana gelen kuraklık (örneğin bizde kış kuraklığı) veya yaz kuraklığı olan bölgelerde yağışlı yazlar olayı “hava değişikliği” olarak nitelenir yani iklim değişikliği değildir. O nedenle son 10-15 yıl içinde, sıcaklığın bütün dünyada sistematik olarak artışı, 1983 yılından itibaren ölçmelerle belirlenmiştir. Son yüzyılın en sıcak ve en kurak yazları son 8 – 10 yıl içinde yaşanmıştır. Sıcaklık ölçümleri ile elde edilen bu sonuçları, bazı buzul erime olayları da desteklemektedir. Örneğin, Güney Kutbundan şimdiye kadar görülmemiş büyüklükte buzul parçalarının koparak ayrılması, İzlanda Buzul’larının son 30 yılda şimdiye kadar görülmeyen bir hızla erimeleri, Himalaya ve

Alpler’de cereyan eden buzul erimesi süreçleri gibi dünya üzerinde yaygın olarak görülen süreçler “Küresel Isınma” gerçeğinin yadsınamaz kanıtlarıdır.

 

 küresel ısınma

 

Bilim insanları, küresel ısınmada en etkili faktörün, “sera gazları” denen bazı gazların

son yıllarda atmosferde hızla artması olduğu üzerinde fikir birliğine varmışlardır. Başlıca sera

gazları; karbondioksit, metan, kloroflour karbon, ozon ve azot oksitleridir. Bunlar içinde

karbondioksit %50 ile en etkili sera gazı olarak bilinmektedir.

Aslında gazların oluşturduğu ve atmosfer adını verdiğimiz dünyamızın gaz katmanı sayesinde gelen güneş ışınlarının oluşturduğu ısı dünya atmosferinde bulunan gazların bir çeşit izolasyonu sayesinde dünyamızı ısındırmaktadır. Eğer böyle bir ısınma olayı olmasaydı ve dünyamızda yaşanabilecek bir atmosfer olmasaydı gece ve gündüz arasındaki sıcaklık farklarını hayal bile edemezdik. Sera etkisi adını verdiğimiz olgu sayesinde dünyamıza gelen güneş ışınlarının bir kısmı geri yansıtılmakta ve bir kısmı da soğurulmaktadır. Soğurulan güneş ışınları enerjilerini ısı enerjisine dönüştürebilmektedir. Oluşan ısı da dünya atmosferindeki gazların oluşturduğu tabaka sayesinde kalabilmektedir. Bu olaya kısaca sera etkisi (Green House Effect) denilmektedir. Atmosferde bulunan gazların özellikle karbondioksit gazının varlığı dünyamıza gelen ışınların oluşturduğu ısıyı tuttuğu gibi yansıyan ışınların ve oluşan ısının bir kısmının uzaya geri dönmesini engellemektedir sera etkisi oluşturan gazlar sadece karbondioksit değildir. Bunun yanında azot oksitler, metan, kloroflorokarbon, tozlar ve su buharı da sera gazı oluşturma da önemli gazlardır. Bu örneği kış mevsiminde açık hava ile bulutlu hava arasında kolayca görebilirsiniz. Açık ve bulutsuz gecelerde don tehlikesi daha fazla olurken bulutlu havalarda bu tehlike daha azdır.

Dünyamızda normal şartlar altında özellikle karasal hayatın devam edebilmesi için belli bir ortalama sıcaklığa gerek vardır. Eğer dünyamızda sera etkisi olmasaydı yeryüzünün ortalama sıcaklığının -20 °C derece civarında olacağı tahmin edilmektedir. Sera gazları sayesinde yeryüzünün ortalama sıcaklığı 15 °C civarındadır.

Bütün bunların yanında son 20-30 yıl arasında dünyamızda bazı şeylerin normal gitmediğini birçoğumuz gözlemlemekteyiz. Bunların bazıları kar yağışlarının azalması, kuruyan akarsular, çeşmeler, sıcak geçen kış ayları, buzulların erimesi, şiddetli rüzgarlar, kasırgalar, su baskınları, bölgesel iklim değişiklikleri gibi sıralanabilir. Sanayi devrimiyle birlikte öncelikle enerji ve ısınma ihtiyaçları için dünyamızda hızlı bir şekilde fosil yakıtların kullanılmaya başlanması sistemin dengesini bozmaya başlamıştır. 1750-1800 yıllar arasında atmosferde bulunan karbondioksit gazının oranı 280 ppm (milyonda bir) iken 1990 yıllarında 353 ppm oranına yaklaşmıştır. Yaklaşık 200 yıllık süreç içinde karbondioksitin atmosferdeki oranı %25 civarında artmıştır. Yapılan çalışmalarda da ortalama sıcaklık artışıyla atmosfere bırakılan karbondioksit miktarı arasında bir ilişkinin olduğu anlaşılmıştır.

Son yüzyılda sıcaklığın ortalama 0,6-0,8 C derecelik bir artış gösterdiği bilinmektedir bu artış aynı şekilde devam ederse atmosferdeki karbondioksit oranı 2100 yıllarına geldiği zaman 1900 lü yıllardakinin iki katına çıkacaktır. Birçok bilim adamında göre de ortalama sıcaklık dereceleri 3,5 °C derecelik bir artış göstereceği şeklindedir. Sıcaklık artışı ve karbondioksit emisyon artışı bu hızla giderse dünyamızı bekleyen bir dizi tehlike bulunmaktadır. Bunları kısaca sıralayacak olursak;

Buzulların erimesiyle deniz seviyesinde kimilerine göre 0,35 m kimilerine göre de 1m civarında artış olacağı tahmin edilmektedir bu artış kıyı şeridinde bulunan birçok ülkeyi etkileyecek ve ciddi toprak kayıplarına neden olacaktır. Rakımı çok düşük olan ülkeler için bu tehlike şimdiden kendisini göstermeye başlamıştır. Örnek olarak Bangladeş’i verebiliriz. Ayrıca 2002 yılında New Orleans’ta meydana gelen su baskını da bütün şehri sular altında bırakmıştır. Yükselen deniz suyu kıyıya yakın yerlerdeki su kaynaklarını da kullanılmaz hale getirecektir.

Sıcaklık artışının bir başka etkisi de gece ve gündüz arasındaki sıcaklık farklarını azaltabileceğidir. Karalar eskisi kadar soğumayacak uzun dönem içinde dünyadaki rüzgarların yönleri değişecektir. Kıyı bölgelerinde oluşan meltem rüzgarı gece gündüz arasındaki farklılıkları gösterir ve bunun sonucunda periyodik rüzgarlar ortaya çıkabilir. Uzun süreçte rüzgar haritalarının değişmesi bir çok iklim parametresinin değişmesine yol açabilecektir.

Halk arasındaki yaygın bir inanışa göre kuvvetli bir kar yağmadan veya soğuk olmadan havanın ve toprağın mikrobunun kırılmadığı söylenir. Bu kısmen doğrudur. Özellikle böcek yumurtaları belli bir sıcaklığın altında fazla yaşayamamaktadır. Aşırı sıcaklıklar ve kuraklıklar ve sonrasındaki aşırı yağışlar bulaşıcı hastalık riskini artırabilir ve bu organizmalardaki mutasyon sürecini değiştirebilir.

Deniz sularındaki sıcaklık artışları denizlerdeki akıntıları da etkileyebilir. Artan sıcaklıkla beraber fazla yağış alan okyanuslarda tuzluluk oranları azalabilir. Bu da denizlerde bulunan büyük akıntı sistemlerini etkileyebilir. Eğer bu senaryo gerçekleşirse aşırı soğuma ile birçok Kuzey Avrupa ülkesi yaşanılmaz hale gelebilir. Bugün Gulf Stream denilen sıcak su akıntısı olmasa İngiltere yaşanmaz hale gelirdir.

Görüldüğü gibi küresel ısınmanın etkileri tek bir boyuta indirgenemeyecek ve basit bir şekilde ele alınamayacak kadar sıradan bir sorun değildir. Dünyadaki iklim dengelerinin değişmesiyle bir taraftan bazı bölgelerde aşırı yağışlar bazı bölgelerde de aşırı kuraklıklar ve ürün kayıplarını göz önüne alabiliriz. Bütün bunlar bitkisel ürünler üzerinde olumsuz etki yaratacağı gibi, hayvansal canlılar üzerinde de zararlı olacaktır. O nedenle bilim insanları tarafından, küresel ısınma ve iklim değişimi, “yeni bir atmosferik tehlike” veya “artık dünyanın ateşi yükseliyor” şeklinde nitelenmektedir. Bu ifadeler gelecek tehlikeler için bir uyarı olarak kabul edilmelidir.

 

Alınabilecek Koruma Önlemleri

Bilim insanlarının hepsi, fosil yakıt (kömür, petrol, doğalgaz, vb.) kullanımı yerine, atmosferin karbondioksit yoğunluğunu arttırmayan yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanılmasını önermektedirler. Bu konu, birçok Dünya Zirvesi Toplantıları’nda tartışılmış ve uluslar arası protokol ve sözleşmeler düzenlenmiştir (1992 Rio, 1997 Kyoto, 2002 Johannesburg gibi). Ayrıca karbondioksit harcayan yeşil örtünün, özellikle ormanların tahrip edilmemesi, enerji tasarrufu sağlanması, enerji harcayan ev alet ve gereçlerinde standartların geliştirilmesi, çarpık kentleşmeye son verilmesi de alınması gereken önlemler arasında sayılmaktadır.


Beğeni ve paylaşım yapabilirsiniz.
  • 2
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    2
    Shares
  • 2
    Shares

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://www.biyolojidersim.com/kuresel-isinma-ve-iklim-degisimi/

Bir cevap yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
%d blogcu bunu beğendi: