14. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar ortaya çıkan akımlar; 3-ROMANTİZM

Beğeni ve paylaşım yapabilirsiniz.

 

14. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar ortaya çıkan akımlar şunlardır:

3-    ROMANTİZM

Romantizm, 18. yüzyılın ikinci yarısında ha­zırlanmış, 19. yüzyılda bütün Avrupa’ya yayılmış ve Klasisizme tepki olarak ortaya çıkmıştır.

Romantizmin ortaya çıkışında 1789’da ger­çekleşen Fransız İhtilali’nin etkisiyle oluşan sos-yo-ekonomik yapının, siyasal yönetimin ve felsefi alandaki değişmelerin büyük etkisi vardır.

Düşünce tarihinde 18. yüzyıl, "Aydınlanma Çağı" olarak bilinir. Bu yüzyılda aklın egemenliği kayıtsız şartsız kabul edilmiş; bilime ve deneye çok önem verilmiş, doğa ve toplum yasaları bi­limsel yöntemle incelenmiş; toplumsal ve siyasal eşitlik, birey hak ve özgürlüklerine saygı gibi sorunlar üzerinde durulmuş; sosyal gelişmeyi engel­leyen her türlü düşünceye karşı savaş açılmıştır. Montesquieu, Voltaire, Rousseau, Diderot gibi düşünürler bu savaşın öncüleri olmuş ve sonun­da Fransız ihtilali patlak vermiştir.

Bilindiği gibi Fransız İhtilali sonrasında krallık yönetimi yıkılmış, soylular yönetimden uzaklaştırılmış, ihtilali gerçekleştiren burjuvalar ile onları destekleyen halk tabakası yönetime el koy­muştur. Krallığın tüm yasaları ortadan kalktığı için sınırsız bir demokrasi anlayışı doğmuştur. De­mokrasi kurallarının tam olarak belirlenemediği bu dönemde Fransa bir iç karışıklığa doğru sü­rüklenmiş, toplum "Kralcılar- Cumhuriyetçiler" bi­çiminde ikiye bölünmüştür.

Romantizmin doğduğu ortam tam bir karşıt­lıklar ortamıdır. Bu ortamda iyi ile kötü, akla kara, zayıf ile güçlü, coşku ile karamsarlık, geçmiş ile gelecek, akıl ile duygu, gerçek ile hayâl yan yana­dır.

Soylular yönetimden uzaklaştırılınca monarşi güçlenmiş, edebiyat da halka yönelerek onun so­runlarını ele almış, ona seslenmiştir. Fransız İhti­lali nasıl, krallık rejimine son verdiyse, Romantizm de Klasisizmin bütün kurallarını yıkmıştır.

Kişiliği ve sanatçı özgürlüğünü her şeyin üs­tünde tutan romantik yazarlar, çok değişik duygu ve düşünceleri yansıtmışlardır. Romantik yazarlar arasında bu yüzden büyük farklar vardır; onları birleştiren tek nokta Klasisizme karşı çıkışlarıdır.

a.  Romantizmin Özellikleri:

1.       Klasik edebiyatın kuralları ortadan kaldırıl­mış, edebiyat ortamına tam bir özgürlük gel­miştir.

2.       Yunan ve Latin edebiyatları yerine çağdaş edebiyatlar örnek alınmış; eserlerde günlük hayat, toplumsal sorunlar, ulusal tarih, halk masalları, Hıristiyanlık mucizeleri üzerinde durulmuştur.

3.       Romantizmde duyguya ve hayale çok önem verilmiş, yazarlar eserlerine kişiliklerini yansıtmışlardır. Klasik edebiyatta yer almayan lirik şiir yeniden dirilmiştir.

4.       Eserlerde kişiler, yaşadıkları sosyal çevre içinde ele alınmış, bireyin değil toplumun düzeltilmesi amaçlanmıştır. "Toplum için sa­nat", romantiklerin önemli ilkelerinden ol­muştur.

5.       Klasisizmde ihmal edilen dış doğa, Roman­tizmde önem kazanmış; yazarlar doğa görünümlerinin, uzak ülkelerin, yerli ve yabancı törelerin tasvirine geniş yer vermişlerdir

6.       Eserlerdeki olayların anlatımında tesadüflere ve olağanüstülüklere çokça yer verilmiş, karşıtlıklar üzerinde durulmuştur. Yazarlar, eserlerinde "iyi"den "güzel"den yana tavır koymuşlardır.

7.       Üslup kapalı ve süslüdür. Çoğu kez duygu yüklü, şairane bir anlatım benimsenmiştir. Dil, savruk ve kuralsızdır.

8.       Romantizmde birey kişilik kazandığı için ro­man ve hikaye, yaşam karşıtlıklarla dolu ol­duğu için dram, geçmişe özlem duyulduğu için anı, gezi özgürlüğü doğduğu için gezi, duygular ön plana çıktığı için lirik şiir, dü­şünce özgürlüğüne önem verildiği için eleş­tiri, makale, fıkra, deneme gibi türler önem kazanmıştır.

9.       Romantizmin kurallarını Fransız yazar Victor Hugo belirlemiş, bunları Cromvvell adlı eseri­nin önsözünde belirtmiştir.

b. Romantizmin Önemli Temsilcileri:

*   V ictor Hugo                          şiir, tiyatro, roman

*   J.J. Rouesseau                         felsefe, toplum bilim

*   Voltaire                                   felsefe, roman, şiir

*   Schiller                        tiyatro, şiir

*   W. Goethe                              şiir, tiyatro, roman

*   Lamartine                               şiir, roman

*   Chateaubriand                        şiir

*   Shelley                                    şiir

*   GeorgeSand                            roman, öykü

*   Alfredde Vigny                      şiir

*   Alfred de Musset                   hikaye, roman

*   Alexandre Dumas                   roman

*   Puşkin                                     şiir

c.  Romantizmin Türk Edebiyatındaki Temsilcileri:

*   Namık Kemal                         şiir, tiyatro, ro­man, eleştiri, tarih

*   Ahmet Mithat Efendi             roman, öykü

*   Abdülhak Hamit Tarhan         şiir, tiyatro

*   Recaizade Mahmut Ekrem     şiir

 

 

Romantik Eserlerden Örnekler:

YALNIZLIK

Çokluk, gün batınında, dağda o yaşlı, kocamış meşenin gölgesine üzgün otururum. Ovanın durmaksı­zın değişen görüntüsüne ayaklar altından rastgele göz­lerimi gezdiririm.

Burada ırmak köpürgen dalgalarıyla çağlar, yılan gibi bükülüp kıvrılır, uzaklıklarda yok olur.

Yaprak ormanlardaki çayırlara düştüğünde akşam rüzgarı çıkar, vadilerden alıp götürür. Ben işte bu solgun yaprak gibiyim: Ey esen rüzgarlar, deli rüzgarlar, beni de alın o yaprak gibi, alın götürün işte!

(Lamartine)

LELIA

İlkbahar, kuşların ötüşü ile, taze çiçeklerin hoş ko­kuları ile yeniden gelmişti. Gün sona eriyordu. Batan gü­neşin kızıllıkları gecenin mor renkleri arasında ağırdan yavaştan kayboluyordu artık. Lelia Viola, villâsının balko­nunda görkemli düşlere dalmıştı. Burası dağların baş­langıcında, bir İtalyan’ın, sevgilisine yaptırdığı olağanüs­tü bir konaktı. Sevgilisi burada acıdan, kederden ölüp gitmişti de, İtalyan, acı anılarını hatırlatan bu yerde daha fazla durmak istememiş, sevgilisinin mezarıyla onun adı­nı taşıyan villâyı çeviren bahçeleri yabancılara kiralamış, kendi de çekip gitmişti. Bir başına, yalnız kendini besle­yen acılar vardır. Vicdan azabı gibi korkan, kendinden kaçan acılar bulunur. Lelia hafif meltem gibi, dalga gibi, pek tatlı bir gevşeme veren bu tatlı mayıs günü gibi yu­muşak, uyuşkun bir tavırla korkuluğun üstüne eğilmiş bakışını uygar insan ayağının çiğneyip geçtiği o güzelli­ğine doyum olmayan vadide dolaştırıyordu.

(George Sand)

SEVGİLİ YAKINLIĞI

Seni hatırlarım sulara günün

Şavkı vurunca Seni hatırlarım dalgalara ay

Renkler verince Seni görür gözüm uzak yollarda

Tozlar kalkarken Derin gecelerde, dağ yollarında

Yolcu titrerken Seni işitirim boğuk seslerle

Su, yükselince; Kırlarda sükutu dinlerim gece

Her şey susunca; Uzakta da olsan ben yanındayım

Sen yanımdasın! Gün söner, yıldızlar ışır gökte, ah

Burda olsaydın!

(W. Goethe)

BİRİNCİ SATIR

Artık gezintilere çıkmayacağız

Geceleyin geç vakit,

Gönül ne kadar çekse de, Ay ışıldasa da.

Kılıç nasıl yıpratırsa kınını

Ruh da göğsü öyle aşındırır.

Gün gelir kalp durur solumak için

Aşk dinlenmek ister.

Hep sevişmek içinse de geceler

Gün ışığı çabuk çıkagelir

Ama gezintilere çıkamayacağız artık

Ay ışığında.

(Lord Byron’dan Çev. Halit Çakır)

 

 

 

 

 


Beğeni ve paylaşım yapabilirsiniz.

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://www.biyolojidersim.com/14-yuzyildan-20-yuzyila-kadar-ortaya-cikan-akimlar-3-romantizm/

Bir cevap yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
%d blogcu bunu beğendi: